click for translated version below
[1]
. Nemçe ilçisi×ne [Amcazade] Ḥüseyin Paşa× merḥūmuñ yalısında olan żiyāfeti müşʿirdür. Fī 4 Z̠iʾl-ḳaʿade 1131
.Māh-ı mezbūruñ dördünci is̠ neyn güni ilçi-yi mezbūra× ʿAmcazāde Ḥüseyin Paşa
.merḥūmuñ yalısında żiyāfet olunmaġla z̠ikr olunur. Yalı-yı mezbūrda deryā
.üzerinde vāḳiʿ ḳaṣr-ı kebīr ve ḳurbında olan küçük oṭa ve ṭaşrasında
5 vāḳiʿ ṣuffa ve eṭrāfında iki üç oṭa daḫı meḥterḫāne-i ʿāmireden
.bir iki gün muḳaddem döşendürilüb ve bir gün muḳaddem ketḫüdā beg ḥażretleri daḫı
.gidüb mühimmāt-ı ż iyāfete ḳıyām ve köşküñ derūnında olan fısḳiyenüñ
.eṭrāfına dāiren-mā dār sepetler ile meyveler ve ḳaṣrıñ üç ṣuffasını daḫı
.şükūfeler ile tezyīn itdirmiş-idi. ilçi-yi mezbūr× ṭaşrada Ḥazinedār Çiftligi×nde olmaġla
10 etbāʿı içün kifāyet miḳdārı mükārī bārgīri irsāl olunub lākin ilçi× ve begzādegānı [2]
.kendü atlarıyla Defterdār İskelesine gelüb ve şıḳḳ-ı evvel efendinüñ yedi çifte
.ḳayıġına ve etbāʿı daḫı irsāl olunan on beş yigirmiḳadar ḳayıḳlara süvār
.olub sāʿat ikiye ḳarīb ṣāḥib devletüñ× Beşiktaş× ḳurbında vāḳiʿ
.yalısı öñine geldiler. Ż iyāfet olunacaḳ yalıda ḫalḳ cemʿ olunca bir miḳdār
5 maḥabbetce ṣoḥbet olunmaḳ üzere daʿvet olunmaġla ilçi× ile ṭoḳuz nefer begzādegānı
.ve ser-kātibi× ve kendü tercümānı ve dīvān tercümānı yalıya çıḳub ḳuṣūr-i etbāʿı ilçi× içün
.yalı-yı mezbūr öniñde ḥāẓır olan İsmāʿīl Paşa çekdiri sefīnesine
.çıkarıldı. ilçi-yi mezbūr× yalı-yı meẕkūrda vākiʿ bāġ çeye oturdılub
.ve begzādegān ḳıyāmen durdılar. Baʿdehū ṣāḥ ib devlet ḥażretleri bāġçe-i mezbūrıñ
10 ḥarem ḳapusından çıḳduḳlarında reʾīs efendi× ve ̣çavuş başı aġa öñine düşüb
.geldüklerinde ilçi× ḳıyām idüb ṣadra ḳuʿūd eylediler. Bu es̠ nāda vezīr-i aʿẓam efendimüz
.serḥaddī ṣofa ḳaplu semūr kürk giymişleridi. Baʿdehū ṭatlu ve ḳahve virildikden ṣoñra
.ḥalvet olunmışdur. ṣāḥib devlet efendimiz× teşrīf eyledigi es̠ nāda reʾīs efendi× ve çavuşbaşı
.ve teẕkireci efendiler ve muhżır aġa ve bostāncı oṭa başısı ve bu ḥaḳīr rūzmerre
gidiñiz× es̠vāb ve ṣarıḳlar ile köşküñ ṣuffesi üzerinde selāma durmış-idik.
.Lakin selām aġası bu maḥallde selām olmamışdur. Ve ilçi-yi mezbūr× yalıya yanaşduġında
.selām aġasıyla ḳapucılar ketḫüdāsı istiḳbāl idüb çavuş başı gitmemişdür.
.Ve ilçi×ye ḳahve virildügi es̠ nāda begzādegānına daḫı selsebīl ṭarafında olan küçük
.oṭada ṭatlu ve ḳahve virilmişdür. ilçi× ile ṣaḥīb devlet maḥfīce ṣoḥbet üzere
20 iken Dilsiz Ḥasan Aġayı ḥavuż a bıraḳdılar. ʿAẓ īm cilve-bahş olmışdur.
.Yarım sāʿat miḳdārı ṣoḥbet-i ḫāṣṣdan ṣoñra saʿādetlü vezīr-i aʿẓam ḥażretleri
.ḳalḳub içerüye teşrīf buyurduḳlarında fermānları üzere ilçi begi× ṭaşrada mevlevīḫāneye
.muttaṣıl deryāya nāẓ ır köşke çıḳarılub yaṣdıḳ üzerine oturdub baʿdehū
. ṣāḥib devlet× gelüb şerbet ve buḫūr gelinceye degin ṣāḥib ṣadr ḥażretleri×bir ikinci kerre
25 tüfeng atmışdur. Baʿdehū ilçi-yi merḳūmı× ḳayıḳ ile çekdiriye götürüb süvār itdirildi.
.Bu es̠ nāda çekdiri filāndralar ile ve başdan başa küçük bayraḳlar ile ve cümle cānibinde
.olan pāyzenlerüñ birkaç ḳatı ḳırmızı paġuryalıklar ile müzeyyen olmışlar idi.
.Ve ilçi× çekdiriye bindigi gibi bir ḳalḳma ṭ opı atdılar. Ve żiyāfet maḥalline ʿazimet itdiler.
.Bir sāʿatden ṣoñra vezīr-i aʿẓ am daḫı ṣ andala süvār olub rūzgār ziyāde
30 olduġından ilçi×nüñ çekdirisi tiziyye gidememekle ilçi×den evvel ż iyāfet
.maḥalline gelüb çıḳduḳda yalı-yı mezbūrda müctemiʿ olan kürklü zuʿamā ve müteferriḳa başı vezīr
.aġaları ve hācegān ve aġavātdan mesṭūrüʾl-esāmī olanlar biʾl-cümle ferāce semūr kürk
.ve sarıḳlarıyla köşküñ ḫāricinde selāma ve çavuşān-ı dergāh-ı ʿālī daḫı tellileriyle [3]
.zuʿamānıñ verāsında olan sedd üzerinde selāma ṭurmışlar idi.
.Bu günde mevcūd olan ricālden eks̠ eri bi-lā daʿvet gelmişlerdür. ilçi×, yalı-yı mezbūra
.gelmezden muḳaddem baʿżı begzādegānı gelmiş bulunmaġla vezīr-i aʿżam ṣandaldan çıḳduḳda
.çavuşān-ı dergāh-ı ʿālī alḳış eylemişlerdür. Ṣāḥib devlet× köşke gelüb ḳuʿūd
5 eyledikleründe derūn-i ḳaṣrda olan meyve ve şükūfeden bir miḳdārı intiḫāb olunub
.veliyüʾl-niʿam-ı ʿālem olan şevketlü mehābetlü padişāhımız ṭarafına irsāl olundu.
.Baʿdehū ilçi-yi mezbūruñ× çekdirisi aḳındıya güzer itmekde ṣuʿūbeti olduġından geç
.ḳalmaġla tiziyye gelmesi içün ḫaber gönderilmekle Bebek Bāġçesi× öñini tecāvüz iderek
.çekdiriden çıḳarub yedi çifte ḳayıḳ ile yalıya getürilmişdür. Ḳuṣūr etbāʿı
10 yine çekdiri ile gelmişdür. ilçi× yalıya dāḫl olmazdan aḳdem vezīr-i aʿẓam küçük
.oṭaya girüb baʿdehū ilçi× geldükde derūn-i ḳaṣrda ḳapuya nāẓır ṣofaya vażʿ olunan
.iskemleye ḳuʿūd itdirildi. Baʿdehū ṣāḥib devlet× efendimüz beyāż ferāce ṣofa ḳaplu
.semūr kürk ile teşrīf eyledüklerinde ilçi× ḳıyām idüb muʿtād üzere ḥāżirūna
.selām-dāde olduḳda selām aġası ṣavt-ı bülend ile selām alub maḳām-ı ʿālīlerine
15 oturduḳlarında ṭātlu ve ḳahve virildi. ilçi×nüñ geldigi zamān sāʿat
.beşi tecāvüz itmekle der-ʿaḳab ṭaʿām döşenüb dībā sofra ve gümüş sini ḳonmışdur.
.Ve ilçi× içün bir ṭabaġın içine bir altūn kāfirī ḳaşıḳ ve bir çatal ve bir bıçaḳ
.ḳonmışdur. Vezīr-i aʿẓam ve dāmādları vezīr-i mükerrem Nişāncı Muṣṭafā Paşa
.ve İmām-ı Evvel Şehriyārī ʿArabzāde Efendi× ve reʾīs efendi× biʾl-cümle vezīr-i aʿẓamuñ
20 ṣol ṭarafına oturub ve ilçi× ṣaġ ṭarafı semtine māʾilce yaṣdıḳ üzerine
.oturub ṭaʿām tenāvül olundı. Ṭaʿāmuñ ḳabları biʾl-cümle mertabānī
.ve faġfūr idi. Ve begzādegānı içün daḫı köşküñ ḫāricinde bāġçeye
.ḳarşu ṣofada üç ʿaded peşgūn ve ḳuʿūdları içün ṭūlānī iskemleler
.ḳonub ve etbāʿ-ı sāʾiresi içün daḫı aşaġı deñiz ṭarafında olan
25 meydānda beş altı yerde ṣofralara ḳonmışdur. Baʿdeʾl-ṭaʿām mevcūd olan meyve
.ve şükūfeyi ṣāḥib devlet× ilçi×ye inʿām idüb ḳaldırılmışdur. Baʿdehū ḫānendeler gelüb
.köşküñ iç ṭarafında ṣaġ cānibde vāḳiʿ ṣofa üzerine oturub faṣıl
.eylemişlerdür.
.Faṣıl olunur iken ṣāḥib devlet× efendimüz deryāda gezen ḳuşlara birkaç defʿa tüfeng
30 atub ḥattā bir martı ḳuşını urdı. Bu es̠nāda ilçi× daḫı şevḳe gelüb tüfengüñ
.birini eline alub nişāna baḳar ve atar gūne ḥareket eyledi. Lākin atmadı. Bu es̠ nāda nişāncı [4]
.paşa ve imām-ı evvel efendi× daḫı ṣāḥib devlet× ṭarafında otururlardı. Bu hengāmede
. ṣāḥib devlet× ḥażretlerinüñ engüşt-i şerīflerinde bir kebīr elmās yüzük ve bir vasaṭ elmās
.yüzük ve ṣol engüşt-i şerīflerinde daḫı bir kebīr zümrüd yüzük ve miyān-ı saʿādetlerinde
.cevāhir ḳuşaḳ ve elmās ile muraṣṣaʿ hançeri ilçi× temāşā iderek bī-ṭāḳat
5 olmaġla lisāna getirüb vāfir reşk eylemişdür. Bugünde hidmetde olan Enderūn
.aġ aları biʾl-cümle mücevher hançer ile ve pāk libās ile müzeyyen idiler. Ḫānende faṣlı temām olduḳdan
.ṣoñra iç aġaları sāde neḳāre ile cerīd oynadılar. Baʿdehū pehlivānlar güreşdiler.
.Baʿdehū ḥoḳḳa-bāzlar oynadılar. Baʿdehū Anaṭolu ve Rūmili ḥiṣārlarından Ḳaradeñiz
.Boġazına ṭoġrı üçer defʿa sekdirme ṭoplar atıldı. Baʿdehū yine ḫānende
10 faṣıl itmişlerdür. Ve baʿdehū deryāya desti ḳonmaġla ṣāḥib devlet× efendimüz tüfeng ile
.birkaç desti şikest itmişdür. Baʿdehū yeñiçeri tüfengcileri atdılar. Baʿdehū ikindi ṭaʿāmı
.tenāvül olunub baʿdehū bir miḳdār ṣoḥbet olunduḳdan ṣoñra ilçi×nüñ begzādegān etbāʿından
.otuz miḳdārı keferenüñ boġazlarına birer telli çekme baġlanmışdur. Baʿdehū çekdiri başına
.ve üzerine meʾmūr yeñiçeri ḫaṣekisine ve üzerine meʾmūr Ḳapucıbaşı Meḥ med Aġa×ya ve çorbacıya
15 ve dīvān tercümānına ve kendü tercümānına birer hilʿat giydirilmişdür. [1] On August 16, the last day of the month of Ramadan that year, Virmont was invited to the house of the agha for a festive meeting of several embassy members and numerous Ottoman officials. The Austrian delegation spent the night at Mehmed Agha’s house. Ḥattā çekdiri paşasına ibtidā
. ṣāḥib devlet× yalısı öñinde iken sālyānesine bir yük aḳçe żamm olunmaḳ üzere defterdār
.efendiye lisānen fermān buyurulmış. vech-i meşrūḥ üzere ḫilʿatler ilbās olunduḳdan ṣoñra
. ilçi×ye daḫı gül penbe çuḳa ferāceye ḳaplu semūr kürk ilbās olunmaġla kürk ilbās
.olunmazdan muḳaddem ṣaḥib devlet efendimüz× ḳıyām idüb ilçi× daḫı ḳıyām eyledükde kürk
20 ilbās olunmışdur. Baʿdehū ilçi× ḳıyām ile çekdiriye binüb ʿavdet eylemişdür. Baʿdehū herkese iz̠ n
.virilmişdür. Ḥattā begzādeniñ bir muʿteberine iki telli çekme virilmişdür. Baʿdehū ṣāḥib devlet×
.efendimüz ḫānendelerden birkaç neferin intiḫāb itdirüb hāṣṣaten ḥużūr-i
.şerīflerinde faṣla āġāz idüb aḫşām daḫı ḳarīb olmaġla faḳīr× daḫı
.iş ḳalmadı mülāḥaẓ asıyla ḳayıġa binüb ʿaẓīmet üzere iken
25 devletlü ṣadr-ı ʿālī efendimizüñ× nażar-ı keremkārīlerine dūş olduġumda deryā-yı
.mürüvvetleri temevvüc ve girü yalı-yı mezbūra ʿavdetimiz fermān buyurulub ve ḥużūr-i ʿālīlerine
.varduḳda bir ḫilʿat-ı ḫāṣṣüʾl-ḫ [h]āṣ ilbās ve beyneʾl-aʿyān maḥsūdüʾl-aḳrān
.buyurmışlardur. Ḥaḳḳ sübḥānehū ve teʿālā ʿömr ü devletlerin dāʿim eyleye bir ż īyāfet olmışdur ki
.eslāfını birkaç fersaḥ geçmişdür. Rab teʿālā devlet-i ʿaliyeyi ilā yevmiʾl-ḳıyāme
30 dāyim eyleye. Āmīn. Bu hal üzere żabṭ olunmışdur ki bizden ṣoñra gelenlere iḳtiżā
.itdikde zaḥmet çekmeyeler ve bizi duʿā-yı ḫayr ile yād ideler. [5]
. ilçi×ye żiyāfet olunduġı gün yalıya gelen ricāl-i aʿyāndur gelmeleri bilā daʿvetdür.
.Bostāncıbaşı Aġa daḫı geçerken uġrayub dāmenbūs-i āṣafī ile müşerref olub
.ḳahve virilüb yarım sāʿat miḳdārı celseden ṣoñra gitmişdür.
. Nemçe ilçisi×ne [Amcazade] Ḥüseyin Paşa× merḥūmuñ yalısında olan żiyāfeti müşʿirdür. Fī 4 Z̠iʾl-ḳaʿade 1131
.Māh-ı mezbūruñ dördünci is̠ neyn güni ilçi-yi mezbūra× ʿAmcazāde Ḥüseyin Paşa
.merḥūmuñ yalısında żiyāfet olunmaġla z̠ikr olunur. Yalı-yı mezbūrda deryā
.üzerinde vāḳiʿ ḳaṣr-ı kebīr ve ḳurbında olan küçük oṭa ve ṭaşrasında
5 vāḳiʿ ṣuffa ve eṭrāfında iki üç oṭa daḫı meḥterḫāne-i ʿāmireden
.bir iki gün muḳaddem döşendürilüb ve bir gün muḳaddem ketḫüdā beg ḥażretleri daḫı
.gidüb mühimmāt-ı ż iyāfete ḳıyām ve köşküñ derūnında olan fısḳiyenüñ
.eṭrāfına dāiren-mā dār sepetler ile meyveler ve ḳaṣrıñ üç ṣuffasını daḫı
.şükūfeler ile tezyīn itdirmiş-idi. ilçi-yi mezbūr× ṭaşrada Ḥazinedār Çiftligi×nde olmaġla
10 etbāʿı içün kifāyet miḳdārı mükārī bārgīri irsāl olunub lākin ilçi× ve begzādegānı [2]
.kendü atlarıyla Defterdār İskelesine gelüb ve şıḳḳ-ı evvel efendinüñ yedi çifte
.ḳayıġına ve etbāʿı daḫı irsāl olunan on beş yigirmiḳadar ḳayıḳlara süvār
.olub sāʿat ikiye ḳarīb ṣāḥib devletüñ× Beşiktaş× ḳurbında vāḳiʿ
.yalısı öñine geldiler. Ż iyāfet olunacaḳ yalıda ḫalḳ cemʿ olunca bir miḳdār
5 maḥabbetce ṣoḥbet olunmaḳ üzere daʿvet olunmaġla ilçi× ile ṭoḳuz nefer begzādegānı
.ve ser-kātibi× ve kendü tercümānı ve dīvān tercümānı yalıya çıḳub ḳuṣūr-i etbāʿı ilçi× içün
.yalı-yı mezbūr öniñde ḥāẓır olan İsmāʿīl Paşa çekdiri sefīnesine
.çıkarıldı. ilçi-yi mezbūr× yalı-yı meẕkūrda vākiʿ bāġ çeye oturdılub
.ve begzādegān ḳıyāmen durdılar. Baʿdehū ṣāḥ ib devlet ḥażretleri bāġçe-i mezbūrıñ
10 ḥarem ḳapusından çıḳduḳlarında reʾīs efendi× ve ̣çavuş başı aġa öñine düşüb
.geldüklerinde ilçi× ḳıyām idüb ṣadra ḳuʿūd eylediler. Bu es̠ nāda vezīr-i aʿẓam efendimüz
.serḥaddī ṣofa ḳaplu semūr kürk giymişleridi. Baʿdehū ṭatlu ve ḳahve virildikden ṣoñra
.ḥalvet olunmışdur. ṣāḥib devlet efendimiz× teşrīf eyledigi es̠ nāda reʾīs efendi× ve çavuşbaşı
.ve teẕkireci efendiler ve muhżır aġa ve bostāncı oṭa başısı ve bu ḥaḳīr rūzmerre
gidiñiz× es̠vāb ve ṣarıḳlar ile köşküñ ṣuffesi üzerinde selāma durmış-idik.
.Lakin selām aġası bu maḥallde selām olmamışdur. Ve ilçi-yi mezbūr× yalıya yanaşduġında
.selām aġasıyla ḳapucılar ketḫüdāsı istiḳbāl idüb çavuş başı gitmemişdür.
.Ve ilçi×ye ḳahve virildügi es̠ nāda begzādegānına daḫı selsebīl ṭarafında olan küçük
.oṭada ṭatlu ve ḳahve virilmişdür. ilçi× ile ṣaḥīb devlet maḥfīce ṣoḥbet üzere
20 iken Dilsiz Ḥasan Aġayı ḥavuż a bıraḳdılar. ʿAẓ īm cilve-bahş olmışdur.
.Yarım sāʿat miḳdārı ṣoḥbet-i ḫāṣṣdan ṣoñra saʿādetlü vezīr-i aʿẓam ḥażretleri
.ḳalḳub içerüye teşrīf buyurduḳlarında fermānları üzere ilçi begi× ṭaşrada mevlevīḫāneye
.muttaṣıl deryāya nāẓ ır köşke çıḳarılub yaṣdıḳ üzerine oturdub baʿdehū
. ṣāḥib devlet× gelüb şerbet ve buḫūr gelinceye degin ṣāḥib ṣadr ḥażretleri×bir ikinci kerre
25 tüfeng atmışdur. Baʿdehū ilçi-yi merḳūmı× ḳayıḳ ile çekdiriye götürüb süvār itdirildi.
.Bu es̠ nāda çekdiri filāndralar ile ve başdan başa küçük bayraḳlar ile ve cümle cānibinde
.olan pāyzenlerüñ birkaç ḳatı ḳırmızı paġuryalıklar ile müzeyyen olmışlar idi.
.Ve ilçi× çekdiriye bindigi gibi bir ḳalḳma ṭ opı atdılar. Ve żiyāfet maḥalline ʿazimet itdiler.
.Bir sāʿatden ṣoñra vezīr-i aʿẓ am daḫı ṣ andala süvār olub rūzgār ziyāde
30 olduġından ilçi×nüñ çekdirisi tiziyye gidememekle ilçi×den evvel ż iyāfet
.maḥalline gelüb çıḳduḳda yalı-yı mezbūrda müctemiʿ olan kürklü zuʿamā ve müteferriḳa başı vezīr
.aġaları ve hācegān ve aġavātdan mesṭūrüʾl-esāmī olanlar biʾl-cümle ferāce semūr kürk
.ve sarıḳlarıyla köşküñ ḫāricinde selāma ve çavuşān-ı dergāh-ı ʿālī daḫı tellileriyle [3]
.zuʿamānıñ verāsında olan sedd üzerinde selāma ṭurmışlar idi.
.Bu günde mevcūd olan ricālden eks̠ eri bi-lā daʿvet gelmişlerdür. ilçi×, yalı-yı mezbūra
.gelmezden muḳaddem baʿżı begzādegānı gelmiş bulunmaġla vezīr-i aʿżam ṣandaldan çıḳduḳda
.çavuşān-ı dergāh-ı ʿālī alḳış eylemişlerdür. Ṣāḥib devlet× köşke gelüb ḳuʿūd
5 eyledikleründe derūn-i ḳaṣrda olan meyve ve şükūfeden bir miḳdārı intiḫāb olunub
.veliyüʾl-niʿam-ı ʿālem olan şevketlü mehābetlü padişāhımız ṭarafına irsāl olundu.
.Baʿdehū ilçi-yi mezbūruñ× çekdirisi aḳındıya güzer itmekde ṣuʿūbeti olduġından geç
.ḳalmaġla tiziyye gelmesi içün ḫaber gönderilmekle Bebek Bāġçesi× öñini tecāvüz iderek
.çekdiriden çıḳarub yedi çifte ḳayıḳ ile yalıya getürilmişdür. Ḳuṣūr etbāʿı
10 yine çekdiri ile gelmişdür. ilçi× yalıya dāḫl olmazdan aḳdem vezīr-i aʿẓam küçük
.oṭaya girüb baʿdehū ilçi× geldükde derūn-i ḳaṣrda ḳapuya nāẓır ṣofaya vażʿ olunan
.iskemleye ḳuʿūd itdirildi. Baʿdehū ṣāḥib devlet× efendimüz beyāż ferāce ṣofa ḳaplu
.semūr kürk ile teşrīf eyledüklerinde ilçi× ḳıyām idüb muʿtād üzere ḥāżirūna
.selām-dāde olduḳda selām aġası ṣavt-ı bülend ile selām alub maḳām-ı ʿālīlerine
15 oturduḳlarında ṭātlu ve ḳahve virildi. ilçi×nüñ geldigi zamān sāʿat
.beşi tecāvüz itmekle der-ʿaḳab ṭaʿām döşenüb dībā sofra ve gümüş sini ḳonmışdur.
.Ve ilçi× içün bir ṭabaġın içine bir altūn kāfirī ḳaşıḳ ve bir çatal ve bir bıçaḳ
.ḳonmışdur. Vezīr-i aʿẓam ve dāmādları vezīr-i mükerrem Nişāncı Muṣṭafā Paşa
.ve İmām-ı Evvel Şehriyārī ʿArabzāde Efendi× ve reʾīs efendi× biʾl-cümle vezīr-i aʿẓamuñ
20 ṣol ṭarafına oturub ve ilçi× ṣaġ ṭarafı semtine māʾilce yaṣdıḳ üzerine
.oturub ṭaʿām tenāvül olundı. Ṭaʿāmuñ ḳabları biʾl-cümle mertabānī
.ve faġfūr idi. Ve begzādegānı içün daḫı köşküñ ḫāricinde bāġçeye
.ḳarşu ṣofada üç ʿaded peşgūn ve ḳuʿūdları içün ṭūlānī iskemleler
.ḳonub ve etbāʿ-ı sāʾiresi içün daḫı aşaġı deñiz ṭarafında olan
25 meydānda beş altı yerde ṣofralara ḳonmışdur. Baʿdeʾl-ṭaʿām mevcūd olan meyve
.ve şükūfeyi ṣāḥib devlet× ilçi×ye inʿām idüb ḳaldırılmışdur. Baʿdehū ḫānendeler gelüb
.köşküñ iç ṭarafında ṣaġ cānibde vāḳiʿ ṣofa üzerine oturub faṣıl
.eylemişlerdür.
- ḫānende, nefer 13
- neyzen, nefer 8
- ṭanbūrī, nefer 4
- ṣanṭūrī, nefer 2
- kemānī, nefer 3
- düdük, nefer 1
- nefīrī, nefer 2
- çeng, nefer 1
- mis̠ ḳāl, nefer 1
.Faṣıl olunur iken ṣāḥib devlet× efendimüz deryāda gezen ḳuşlara birkaç defʿa tüfeng
30 atub ḥattā bir martı ḳuşını urdı. Bu es̠nāda ilçi× daḫı şevḳe gelüb tüfengüñ
.birini eline alub nişāna baḳar ve atar gūne ḥareket eyledi. Lākin atmadı. Bu es̠ nāda nişāncı [4]
.paşa ve imām-ı evvel efendi× daḫı ṣāḥib devlet× ṭarafında otururlardı. Bu hengāmede
. ṣāḥib devlet× ḥażretlerinüñ engüşt-i şerīflerinde bir kebīr elmās yüzük ve bir vasaṭ elmās
.yüzük ve ṣol engüşt-i şerīflerinde daḫı bir kebīr zümrüd yüzük ve miyān-ı saʿādetlerinde
.cevāhir ḳuşaḳ ve elmās ile muraṣṣaʿ hançeri ilçi× temāşā iderek bī-ṭāḳat
5 olmaġla lisāna getirüb vāfir reşk eylemişdür. Bugünde hidmetde olan Enderūn
.aġ aları biʾl-cümle mücevher hançer ile ve pāk libās ile müzeyyen idiler. Ḫānende faṣlı temām olduḳdan
.ṣoñra iç aġaları sāde neḳāre ile cerīd oynadılar. Baʿdehū pehlivānlar güreşdiler.
.Baʿdehū ḥoḳḳa-bāzlar oynadılar. Baʿdehū Anaṭolu ve Rūmili ḥiṣārlarından Ḳaradeñiz
.Boġazına ṭoġrı üçer defʿa sekdirme ṭoplar atıldı. Baʿdehū yine ḫānende
10 faṣıl itmişlerdür. Ve baʿdehū deryāya desti ḳonmaġla ṣāḥib devlet× efendimüz tüfeng ile
.birkaç desti şikest itmişdür. Baʿdehū yeñiçeri tüfengcileri atdılar. Baʿdehū ikindi ṭaʿāmı
.tenāvül olunub baʿdehū bir miḳdār ṣoḥbet olunduḳdan ṣoñra ilçi×nüñ begzādegān etbāʿından
.otuz miḳdārı keferenüñ boġazlarına birer telli çekme baġlanmışdur. Baʿdehū çekdiri başına
.ve üzerine meʾmūr yeñiçeri ḫaṣekisine ve üzerine meʾmūr Ḳapucıbaşı Meḥ med Aġa×ya ve çorbacıya
15 ve dīvān tercümānına ve kendü tercümānına birer hilʿat giydirilmişdür. [1] On August 16, the last day of the month of Ramadan that year, Virmont was invited to the house of the agha for a festive meeting of several embassy members and numerous Ottoman officials. The Austrian delegation spent the night at Mehmed Agha’s house. Ḥattā çekdiri paşasına ibtidā
. ṣāḥib devlet× yalısı öñinde iken sālyānesine bir yük aḳçe żamm olunmaḳ üzere defterdār
.efendiye lisānen fermān buyurulmış. vech-i meşrūḥ üzere ḫilʿatler ilbās olunduḳdan ṣoñra
. ilçi×ye daḫı gül penbe çuḳa ferāceye ḳaplu semūr kürk ilbās olunmaġla kürk ilbās
.olunmazdan muḳaddem ṣaḥib devlet efendimüz× ḳıyām idüb ilçi× daḫı ḳıyām eyledükde kürk
20 ilbās olunmışdur. Baʿdehū ilçi× ḳıyām ile çekdiriye binüb ʿavdet eylemişdür. Baʿdehū herkese iz̠ n
.virilmişdür. Ḥattā begzādeniñ bir muʿteberine iki telli çekme virilmişdür. Baʿdehū ṣāḥib devlet×
.efendimüz ḫānendelerden birkaç neferin intiḫāb itdirüb hāṣṣaten ḥużūr-i
.şerīflerinde faṣla āġāz idüb aḫşām daḫı ḳarīb olmaġla faḳīr× daḫı
.iş ḳalmadı mülāḥaẓ asıyla ḳayıġa binüb ʿaẓīmet üzere iken
25 devletlü ṣadr-ı ʿālī efendimizüñ× nażar-ı keremkārīlerine dūş olduġumda deryā-yı
.mürüvvetleri temevvüc ve girü yalı-yı mezbūra ʿavdetimiz fermān buyurulub ve ḥużūr-i ʿālīlerine
.varduḳda bir ḫilʿat-ı ḫāṣṣüʾl-ḫ [h]āṣ ilbās ve beyneʾl-aʿyān maḥsūdüʾl-aḳrān
.buyurmışlardur. Ḥaḳḳ sübḥānehū ve teʿālā ʿömr ü devletlerin dāʿim eyleye bir ż īyāfet olmışdur ki
.eslāfını birkaç fersaḥ geçmişdür. Rab teʿālā devlet-i ʿaliyeyi ilā yevmiʾl-ḳıyāme
30 dāyim eyleye. Āmīn. Bu hal üzere żabṭ olunmışdur ki bizden ṣoñra gelenlere iḳtiżā
.itdikde zaḥmet çekmeyeler ve bizi duʿā-yı ḫayr ile yād ideler. [5]
. ilçi×ye żiyāfet olunduġı gün yalıya gelen ricāl-i aʿyāndur gelmeleri bilā daʿvetdür.
- nişāncı paşa
- imām-ı evvel efendi
- defterdār efendi
- def[t]er emīni efendi
- başmuḥāsebeci efendi
- fermān muhāsebecisi efendi
- maṭbaḫ [h] emīni efendi
- arpa emīni efendi
- ż arbḫāne nāẓırı efendi
- İstanbul bārūtḫāne nāẓırı aġa
- sermehterān-ı ḫayme
- silāḥdār kātibi efendi
- tersāne emīni efendi
- ḳapu ketḫüdālarından Mühür Yūsuf Aġa
- Silāḥdār Aġa-yı sābıḳ Mehmed Aġa
- Ordu Ḳāżısı Fażallāh Efendi
.Bostāncıbaşı Aġa daḫı geçerken uġrayub dāmenbūs-i āṣafī ile müşerref olub
.ḳahve virilüb yarım sāʿat miḳdārı celseden ṣoñra gitmişdür.
[1]
The report on the banquet organized for the Austrian ambassador× at the waterfront mansion of
the deceased [Amcazade] Hüseyin
Pasha. September 18, 1719.
The following relates the banquet that was organized for the said ambassador× at the mansion of the deceased
Amcazade Hüseyin Pasha, on the fourth day of the aforementioned
month, which was a Monday.
The large pavilion which is situated by the seaside at the said waterfront
mansion, the small room in the pavilion’s vicinity, and an exterior bench
together with surrounding rooms were richly furnished several days prior with
items supplied from the inventory of the sultan’s tent pitchers. On the previous
day, the grand vizier×’s chief steward set
about the preparations for the banquet. He had the entire circumference of
fountain inside the kiosk adorned with baskets full of fruits and had the three
benches outside the pavilion adorned with flowers.
Since the ambassador× was at that time
residing at Hazinedar Farm×
outside the city, a sufficient number of packhorses
were dispatched to accommodate his entourage. However, he and his inner circle
[2] came to the Treasurer’s Pier mounted on their own
horses and embarked on the chief treasurer’s caique equipped with seven pairs of
oarsmen, while his entourage embarked on fifteen to twenty caiques. At about two
o’clock, they arrived in front of the grand
vizier×’s waterfront mansion in the vicinity of
Beşiktaş×.
When people had gathered at the mansion where the banquet was to take place, the
ambassador× was invited for a friendly
conversation together with the nine members of his inner circle joined by his
chief secretary×,
his personal interpreter, and the interpreter of the Ottoman
imperial council, they went to the waterfront mansion. The remainder of the ambassador×’s entourage were boarded onto
İsmail Pasha’s oar-powered ship (çekdiri) which
was in front of the seaside mansion.
The ambassador× was offered a seat inside
the garden at the mansion and his close entourage remained standing. When his
excellency, the grand vizier×, came inside
through the garden’s harem gate – preceded by the chief of the scribes× and the agha of palace ushers –
the ambassador× rose to his feet and the
grand vizier× sat at his post. At that
time, our lord the grand vizier× had on him
a sable fur lined with mohair (made in or designed after the style of the
frontier regions). After coffee and sweets had been served, a private assembly
took place.
When the grand vizier× had honored the room
with his entrance, the chief of the
scribes×, the agha of the palace ushers, the grand vizier’s secretary
(tezkireci efendi), the agha of the grand
vizier’s guard, the chief gardener, and
this poor recorder of daily affairs× have
stood greeting at the antechamber of the kiosk with our uniforms and turbans on
[us]. However, the master of ceremonies did not performed a salutation at this
occasion. When the ambassador× came by the
waterfront mansion, the master of ceremonies and the aghas of the palace
gatekeepers went to receive him, but the agha of palace ushers did not go.
As the ambassador× was being served coffee,
his inner circle had also been served coffee and desert in the room located on
the side of the ornamental fountain. As the ambassador× and the grand vizier×
were having a private conversation, Dilsiz (Mute) Hasan Agha was thrown in the
pool. It was a [moment of] great amusement.
Following a half-hour private conversation, our lord the felicitous grand vizier×, stood up and honored the
room with his entry. As per his command, the ambassador× was taken outside to the waterfront kiosk next to the
Mevlevi lodge and was seated on a cushion. Then, the grand vizier× came and, until sherbet and frankincense
were served, he shot with a musket for a second time. After that, the ambassador× was brought with a caique to
the oar-powered ship and he was given a tour.
The ship was adorned with pennants and small flags from one end to the other and
the hulls of the ship were adorned with [images of] red crabs. When the ambassador× came on deck, a departure
cannon was fired and they advanced to the location of the banquet.
An hour later, the grand vizier× also
embarked on a ṣandal (a European style
row-boat). However, due to excessive winds, the ambassador×’s ship could not swiftly go and the grand vizier× came to the location of the banquet first.
At that moment, the holders of large military fiefs (zuʿamā) with their furs and turbans on them, the head of the
court officials, the aghas of viziers, the elders and aghas – whose names were
written [on a list] – were standing in order to greet (them) outside the
pavilion together. They were wearing sable furs covered on a ceremonial cloak
and their turbans. The palace ushers, wearing their tellis [a ceremonial turban decorated with gold or silver wire or
threads], [3] were standing on top of the barrier located
behind the holders of large military fiefs (zuʿamā).
The majority of the state officials who were present on this day came without an
invitation. Before the ambassador× had come
to the mansion, some [members] of his inner circle had arrived, on which grounds
the aghas of the palace ushers applauded when the grand vizier× disembarked the boat. When the grand vizier× came to the kiosk and sat on
his post, a certain amount of fruits and flowers that were present inside the
kiosk were selected and dispatched to our gracious, majestic, awe-inspiring
sultan.
The ambassador×’s ship had difficulty
overcoming the current and, therefore, was late. As news was sent for the ship
to dock swiftly, the ambassador× was
transferred past the Garden of
Bebek× to a caique powered with seven pairs of
oars and was taken to the waterfront mansion. Yet the rest of his entourage
still came by ship.
Before the ambassador× came inside the
mansion, the grand vizier× entered the
small room. Then, the ambassador× came and
he was seated on the stool that was located across the bench inside the
pavilion. After that, as our lord the grand
vizier× honored the room wearing a sable fur lined with a white mohair
ceremonial cloak, the ambassador× rose to
his feet and, as per custom, saluted those who were present. The master of
ceremonies saluted back with a loud voice and, when [the grand vizier×] had sat down on his exalted post, sweets
and coffee were served.
When the ambassador× arrived, it was past
five o’clock. A meal was then spread out. A brocade meal cloth and a silver tray
had been placed. For the ambassador×, an
infidel-style gold spoon, fork, and knife were placed on a plate. The grand vizier× and his son-in-law, the
esteemed vizier Chancellor Mustafa Pasha×,
the sultan’s private senior imam×, Arabzade [Abdurrahman Bahir] Efendi×, and
the chief of the scribes× sat together on
the left of the grand vizier×. The ambassador× sat on a cushion slightly
leaning towards the right side of the grand
vizier× and the meal was eaten. The entire tableware consisted of
Martaban style dishes and Chinese porcelain.
For the ambassador×’s inner circle, three
benches and long stools had been placed on the porch outside the kiosk across
the garden. For the rest of his entourage, meals were spread on five or six
different locations down on the maidan by the sea. After the meal, the grand vizier× offered the fruits and
flowers that were present to the ambassador×, after which they were removed. Then, vocalists came, sat
on the bench on the right side inside the kiosk, and performed.
- vocalist, 13 persons
- ney player, 8 persons
- tanbur player, 4 persons
- santur player, 2 persons
- violin player, 3 persons
- düdük player, 1 person
- nefir player, 2 persons
- çeng player, 1 person
- miskal player, 1 person
- chancellor
- sultan’s private senior imam
- the chief treasurer
- the superintendent of the (cadastral) register
- the chief accountant
- the accountant of the imperial edicts
- the superintendent of the imperial kitchens
- the superintendent of grains
- the minister of the imperial mints
- the minister agha of the Istanbul arsenal
- the chief of the imperial military barracks
- the secretary of the swordkeepers
- the superintendent of the shipyard
- Yusuf Agha, one of the aghas of the palace gatekeepers
- Mehmed Agha, the former agha of the swordkeepers
- Fazallah Efendi, army judge